Stagflasyon ve Türkiye

Stagflasyon; stagnant ile inflation kelimelerinin bir araya gelmesi ile türetilmiştir. Resesyon ve enflasyonun aynı anda olması durumudur. Yani kısaca enflasyon oranı yükselirken, işsizliğin de artması anlamına gelmektedir. Aslında bu durum bir paradoks içerir. Enflasyon, toplam talebin toplam arzı aşması sonucunda oluşur, ekonomi tam istihdamdadır. Resesyonda ise istihdam düşmüştür. Ekonomide, hem fiyat artışı hem de üretim daralması sorunları eş anlı gözlenir. Resesyon, makroekonomide geleneksel olarak reel gayri safi yurtiçi hasılanın iki veya daha fazla çeyrek yıllık periyodta arka arkaya negatif büyüme göstermesidir.
1988-1989 Krizinde Türkiye’ de Kamu açıklarındaki artış ve malî piyasalardaki dalgalanma sonucunda faizler yükselmiş, döviz rezervleri azalmıştır. Türkiye, 1989 yılı itibariyle dışa açık serbest piyasa ekonomilerinden biri olmuştur. Dış borç stoku önemli bir meblağa erişmiş, kısa vadeli borçların toplam borçların içindeki payı %19’a ulaşmıştır. Ticarî bankaların döviz açığı büyümüş, stagflasyon sürecine girilmiştir. Yüksek meblağda dış ticaret açığı oluşmuştur. (ATO, 2008)

Ülkemizde yaşanan siyasi sorunlar ve ekonomik verilere bakıldığında “Türkiye stagflasyon sorunumu yaşıyor?” sorusu sorulmaya başlanıyor.

İşsizlik Oranı:

işsizlik

Tüm ekonomiler için standart bir işsizlik oranı yoktur. Her ülkenin kendine özgü koşulları altında oluşan işsizlik oranı vardır. İşsizlik oranlarının yüksek olması Türkiye’ nin önemli bir sorunudur. Genç nüfusun fazla oluşu ve bu gücün çalışma alanında rol alamaması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun istatistiklerine göre geçen yılın aynı ayında 2 milyon 323 bin olan işsiz sayısı, bu yıl aynı dönemde 2 milyon 686 bine yükseldi.

Tüketici Fiyat Endeksi:

tüfe- bir önceki yılın aynı ayına göre

Türkiyenin kronik sorunu olan enflasyon yüksek seyrediyor. 28 Ocak’ ta açıklanan enflasyon raporunun paylaşıldığı basın toplantısında yaptığı açıklamada bu sorunun devam edeceğini söyleyebiliriz. Erdem Başçı, “2015 yıl sonu tahminimiz ise orta noktası yüzde 5 olmak üzere yüzde 3,1 ile yüzde 6,9 aralığında yer alıyor. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz. Sonuç olarak, temelde gıda ve döviz kuru gelişmeleriyle, vergi ayarlamalarına bağlı olarak Ekim Enflasyon raporu’na göre 2014 yılı sonu enflasyon tahminimizi 1,3 puan yukarı yönlü güncellemiş bulunuyoruz. Bu doğrultuda, enflasyonun kısa vadede yüzde 5 hedefinin, belirgin bir şekilde üzerinde seyredeceğini öngörüyoruz” diye konuştu. Başçı, “Ocak ayında enflasyonun beklenenden yüksek çıkacağını düşünüyoruz” dedi.

Üretici Fiyat Endeksi:

üfe

ÜFE’ de 2013 yılında bir yükseliş gözlemleniyor. Bu yükselişle üretim maliyetleri artıyor. Üretim maliyetlerindeki artış bir süre sonra üretimde azalış olarak ortaya çıkabilir. Böylece işsizlik sorunu gözlenir.
Maliyet enflasyonu ÜFE için önemlidir.
İmalat sanayi ÜFE’ de önemli bir ağırlığa sahiptir. İmalat sanayi kapsamındaki üretimde genellikle ithalatla yapılır ve burada kur faktörü devreye girer. Kurların yükselmesi maliyetleri yükseltir.

Sanayi Üretim Endeksi:

sanayi üretim endeksi

2010 yılı ile 2013 yılı aralığına baktığımızda 2012 yılında üretimde önemli ölçüde bir düşüş olmuştur. 2013 yılında da yıllık ortalama olarak 2.60 civarında olacaktır. 2012-2013 yıllarında %2,5 civarındaki sanayi üretimiyle bu süreçte üretim daralması yaşanmaktadır.

GSYH Gelişme Hızı:

gsyh gelişme hızı

büyüme hızı

Türkiye’ de 2013 yılında yaşanan Gezi Parkı Olayı ve 17 Aralık operasyonu ile belirsizlik iyice arttı ve bu durum doğrudan ve dolaylı yatırım yapacak olan yerli ve yabancı yatırımcıların eylemlerini etkiler düzeyde gerçekleşti. Türkiye’ deki siyasi sorunlar ve belirsizlikler ekonomik belirsizliğe sebep oluyor. Bu durum ülke büyümesine etkisi elbette olumsuzdur. Aynı zamanda FED kararları da diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye’de de etkisini gösterdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here