Dışlama Etkisi (Crowding Out) – Nedir?

Devletin, kamu yatırımlarının ve harcamalarının finansmanını sağlamak amacıyla iç borçlanmaya gitmesi sonucunda faiz oranlarındaki yükselişle birlikte özel sektör yatırım ve harcamalarının düşmesi sonucuna "dışlama etkisi" denilmektedir.

Üniversite eğitimi yıllarımda bir özel bir bankanın üst yönetiminde görev alan bir hocam bu soruyu sınavda sormuştu. Dışlama etkisi ile ilgili ülkemizin de geçmiş dönemini yakından ilgilendiren bu konu hakkında biraz makale taraması yaptım. Bir devlet neden crowding out yapmak yerine başka bir yönteme başvurup borçlanma ihtiyacı hissetmesin ki diye düşündüm. Çok da tatminkar olmasa da bir kaç cevap buldum kendime göre. Bu yazımızda bunlara da değineceğim. Dışlama Etkisi…

Bu yazımızda Crowding Out’ un Türkçesiyle Dışlama Etkisi’nin ne olduğuna değinerek, sebep ve sonuçlarına, ardından Türkiye’deki durumuna değineceğim.

Dışlama Etkisi (Crowding Out) Nedir?

Devletin, kamu yatırımlarının ve harcamalarının finansmanını sağlamak amacıyla iç borçlanmaya gitmesi sonucunda faiz oranlarındaki yükselişle birlikte özel sektör yatırım ve harcamalarının düşmesi sonucuna “dışlama etkisi” denilmektedir.

Biraz detaylandırırsak:

Ülkelerde yatırımlar başlıca iki kesim tarafından yapılır. Bunlardan bir tanesi devlet tarafından yapılan yatırımlar, diğeri özel sektör tarafından yapılan yatırımlardır.

Devlet yapmakta olduğu yatırım ve harcamalar için bir çok gelir kaynağı vardır. Kamu harcamalarının karşılanmasında en önemli kalemi vergi gelirleri oluşturmaktadır. Devlet, harcamalarını vergi gibi normal gelirlerle karşılayamadığı zamanlarda veya savaş, afet vb. gibi olağan üstü hallerin finansmanını sağlamak için farklı iktisadi yöntemlere başvururlar. Bunlardan en önemlileri borçlanma ve para basarak(emisyon) finanse etme yöntemidir.

Kamu otoriteleri, vergi oranlarını yükselterek finansman ihtiyacını karşılamak istediklerinde, tüketici kesimi tarafından yapılacak harcamalar azalacağından vergi oranlarını belirli bir seviyenin üzerine çıkaramamaktadır. Örnek olarak araba alacaklar için ÖTV oranlarını ne kadar yükseltirseniz tüketici o kadar cayacak, harcama yapmak istemeyecektir. Bunun sonucunda vergilerin artışı aslında devlete o kadar da işine yaramayacaktır. Diğer taraftan emisyon hacminin artırılarak(para basılarak) kullanılabilir gelirin artışına bağlı olarak talebi de artırmaktadır.

Devlet, belirtilen finansman araçlarına ek olarak borçlanma yoluyla finansmana da gidebilir. Bunun için iki yol vardır. İç borçlanma veya dış borçlanma. Fakat borçlanma araçlarından dışlama etkisine sebep olan iç borçlanmadır. Ülke içerisindeki sınırlı kaynağı devlet kamu yatırımlarını ve harcamalarını finanse edebilmek için iç borçlanmaya gitmesi sonucunda faiz oranlarındaki yükselişle birlikte özel sektör yatırım ve harcamalarının düşmesi sonucuna “dışlama etkisi (crowding out)” denir. Sınırlı miktardaki fona karşın yüksek faiz ödeyerek çoğuna talip olan kamu sektörü var olduğunda yatırım ve harcama yapmak için fon arayışına çıkan özel sektör, yüksek faiz oranları ile karşılaşarak yatırım ve harcamalarından vazgeçtiği aşamanın ortaya çıkmasının sonucudur.

Türkiye’de Crowding Out

Aslında Crowding Out konusunun ortaya çıkmasının en önemli sebebi yapısal reformların olmadığı dönemlerde, liberalizasyon sürecine giren tüm ülkelerde yaşanabileceği görüşünü çıkartıyorum okuduğum tüm çalışmalardan. Örnek olarak 1980’li yıllardan itibaren liberalizasyon sürecine giren Türkiye ,kamu maliyesi disiplini yapılmadan, enflasyon oranlarında kontrolün sağlanılmadan, hazine borçlanmalarının planlanmadan özel kesim fonlarını mali araçlar ile doğrudan piyasadan borçlandığından dolayı kaynaklandığını rahatça söylemek çok mümkün. Bu kadar uzun cümle ile anlatmak istediğim asıl nokta; yapısal reformların tamamlanmadan, tüm sistemin tam çalışır hale getirilmeden yapılmak istenen bilinçsiz borçlanmaların devletin borçlanma maliyetini artırmasına sebep olduğunu belirtmek istiyor.

Günümüz Türkiye’sinde Crowding Out var mı?

Crowding out’un olması için ilk önce devletin kamu maliyesinde bir problem olması gerekir. Yani finansman ihtiyacı yüksek olan ve devamlı kısa ve orta vadeli tahvil ihraç eden bir devletin olması gerekir. Crowding out’un var olduğu 90’lı yıllarda bankalar elindeki kaynaklarının çok yüksek oranını devlet tahvillerine yatırıyordu. Hatta sürekli artan faiz oranlarına karşı bankaların büyük bir çoğunluğu piyasadan borçlanıp bu borcu devlet tahvili alarak getiri elde ediyordu.

Bir bankanın en temel hizmeti fon ihtiyacı olan ve fon fazlası olan iki kesimi bir araya getirmektir. Fon fazlası olan müşterisinden aldığı mevduatı, üzerine komisyonunu ekleyerek fon ihtiyacı olan müşterilerine kredi açar. Sadece bu işlemi yapan bir banka için kredi / mevduat oranı = 1 olarak çıkacaktır. Eğer banka topladığı mevduatın yarısını kredi olarak verdiği durumda, Kredi / Mevduat Oranı = 0,50 olacaktı. 90’lı yıllarda kaynaklarının yüksek oranını devlet tahviline kullandıran bankalar için k/m oranı çok çok düşük olarak çıkıyordu. Günümüz Türkiye’sinde Crowding Out var mı sorusuna cevap olabilecek en basit gösterge kredi / mevduat oranı diyebiliriz. Türk bankacılık sektöründe günümüzde bu oranın 1.1 civarlarında olması bankaların topladığı mevduatlardan daha fazlasını kredilere yatırdığını, devletin faiz oranlarını aşırı derecede yükseltecek bir fonlama ihtiyacı olmadığını göstermektedir.

Anlamadığınız veya sormak istediğiniz konu için çekinmeden iletişime geçebilirsiniz.

16 Yorumlar

  1. Merhaba, mesut bey bir sorum olacaktı cevaplarsaniz çok müteşekkir olurum.
    Bilgi: 1990’lı yıllarda kamu harcamalarında meydana gelen hızlı artış KKBG’ni sürekli yükseltmiş.Artan bütçe açıkları sürekli olarak iç borçlanma yoluyla karşılanmış.Bu da faiz oranlarını yükseltmiştir.
    Soru: yukarıdaki bilgilere göre , 1990 li yıllarda uygulanan iç borçlanma politikası türkiyede “crowding out effect” ortaya çıkarmış mıdır? Neden?

    • Merhaba Duygu hanım,
      Bu yazıda cevabını kolaylıkla bulabileceğiniz soru. Eğer kamu iç borçlanma oranı, iç kaynakların önemli bir kısmına denk geliyorsa şirketlerin borçlanma maliyetini de artırır ve faiz oranlarında yükselişe gider. 90lı yıllarda bahsettiğiniz durum tamamen buydu. Crowding out denilebilir.

  2. merhaba yardımcı olursanız sevinirim
    tam dıışlama etkisi geçerli olabilmesi için hangisi geçerlidir.
    a.f=sonsuz
    b. f=0
    c. d=1
    d. k=1
    e. alfa=0

    • Selam Talha,
      Ben iktisatçı değilim. Bu sorunun cevabını iktisatçı arkadaşlara sormak lazım. Google’da buna içerik muhakkak yabancı kaynak vardır. Onları araştırmanı öneririm.
      Sevgiler,

  3. İyi Akşamlar Mesut Bey,
    Bir sorum olacaktı.
    Bir finansal piyasada dışlama etkisi varsa bankacılık sektörü faaliyetlerini yorumlayabilir misiniz ?
    faiz oranı, banka temeccümü repo ve ters repo açısından açıklayabilir misiniz ?

    • Merhabalar,
      Finansal piyasalarda dışlamanın öncelikli etkisi yüksek faiz oranlarına sebep olur. Bu durumda bankacılık sektörü en fazla kazanç neredeyse ona yönelir. Bankanın önünde iki seçenek vardır. Ya parasını devlet tahvillerine/bonolarına yatıracak ya da normal bankacılık faaliyetlerine devam edecek. Bu seçeneklerden hangisinde bankanın kârı maksimum oluyorsa banka o seçeneği tercih eder. Devlet tahvili faiz oranları bankaları tatmin ediyorsa bankacılık faaliyetleri ikinci planda kalır. Dışlamanın olduğu durumda faiz oranı ayırtımı olmadan(repo-ters repo vb.) tüm faiz oranları yükselir.

    • Çin Halk Cumhuriyeti her sene cari fazla veren ülke konumunda. Bir ülkede yatırımların devlet tarafından yapılıyor olması borçlanarak yapıldığı anlamına gelmiyor. Çin’de fon kaynakları devlet için de özel kesim için de yeterli düzeydedir.

  4. Merhaba Mesut bey. Sitenizi dün keşfettim, yazılarınız ve dokümanlarınız gayet güzel anlaşılır. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Bu makalenizi (dışlama etkisi) ve bankalar için faiz oranının önemi makalenizi okuduğumda aklıma şöyle bir soru takıldı. Mevduat fazlası olan kişiler ile mevduat ihtiyacı olan kişilerin bir araya getirildiği ve buradan kazanç elde edildiği yerler olarak belirttiğiniz bankalarda sadece bireysel mevduat fazlası olan kişiler mi vardır ? Yoksa bankalar kredi vermek için başka yerlerden de kaynak bulur mu ? Örneğin devletten, yada yurt dışından kaynak oluşturup ülkemizde kredi olarak dağıtır mı? Bu oran banka yapısında nasıl oluşur ?

    • Merhaba Cevat Bey,
      Mevduat fazlası olan ve mevduat açığı olan kişiler sadece bireysel değil, kurumsal vb. tüm kişileri ifade eder. Bankaların mevduat dışında bir çok finansman araçları da vardır. Bunlardan bazıları ve en önemlileri bankaların aldığı krediler, akreditifler, gerçekleştirdiği tahvil ihraçları olarak sıralanabilir. Bu saydıklarım bankaların genel olarak finansman kalemlerini oluşturur ve toplanan mevduatlarla birlikte banka bilançosunun pasif kaleminde yer alır. Öte yandan bankalar topladıkları fonlarla sadece kredi açmazlar. Sadece getiri sebebiyle değil, teminat yapısı vb. sebeplerle ellerinde devlet bono ve tahvili bulundurabilir, ellerinde alım satım amaçlı finansal enstrümanlar ya da mevzuatın izin verdiği şekilde çeşitli yatırımlar da yapabilirler ve bunlar kredilerle birlikte banka bilançosunun aktif kaleminde yer alırlar .
      Türk bankacılık sektöründe 2014 yılında tüm aktif kalemleri içerisindeki;
      *Kredi’nin payı %64.1,
      *Alım satım amaçlı finansal varlıklar(tahvil vb.) %11.4,
      *Satılmaya hazır finansal varlıklar (yine tahvil olabilir fakat bankalar için tek bir tahvil tanımı olmadığı için bilançoda ayrı tutulur) %4,5 olarak yer alır.
      Buraya kadar saydığım aktif kalemlerini özetlersek; bankalar bu işlemlerle aldıkları finansmanların üzerinde daha yüksek getiri elde etmek için yaptığı işlemlerdir.
      Banka bilançosunun pasif tarafında bankanın bulduğu finansmanlar(mevduat,kendi tahvil ihraçları vb.) ve bankaya koyduğu öz sermaye yapısından oluşur.
      Yine 2014 yılı Türk Bankacılık sektörünün pasif dağılımına değinelim.Pasif dağılımında ise;
      *Mevduat %56,
      *Başka kurumlardan alınan krediler %12.3
      *Piyasalardan alınan borçlar %7.2 ,
      *İhraç edilen menkul kıymetler(bono,tahvil)
      *Özsermaye %11,8 olarak yer alır.

      Özet olarak: Bankalar kredi vermek sadece mevduat değil başka kaynaklara da başvurur. Bunu verdiğim örneklerdeki oranlarla da açıklayalım daha net olsun;
      Bankalar 2014 yılında toplam varlıklarının %64,1’ini kredi olarak verirken açılan bu kredi oranına karşın sadece %56’lık bir mevduat toplayabilmiş.
      Açılan kredileri toplanan mevduata bölelim;
      0.64/0.56=1,14
      Kısacası diyebiliriz ki: Bankalar 2014 yılı içerisinde topladıkları 1 birimlik mevduata karşın 1.14 birim kredi vermişler. Yani; açılan kredilerin 0.14 birimini diğer pasif kalemleriyle finanse etmişler.

      Kalın sağlıcakla,

  5. Tesekkur ederim, bende Marmara Uni.de okuyorum, Makro’da işime yaradı.

    Tabii bende ki baslikta “Özel Kesimi Dışlama Etkisi” yaziyor. Ozel Kesim=Ozel Sektor = Iç Borclanma,, bu konu icinde hepsi birbirine cikiyor anlasilan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here