Tarihte Gerçekleşmiş En Büyük 10 Finans Balonu


Bu yazı dizisinde aralıklarla aşağıdaki finans balonlarından bir tanesi ele alınarak ondan bahsedilecektir.

  1. 1636 Hollanda Lale Soğanı Balonu
  2. 1720 Mississippi Balonu
  3. 1720 South Sea Balonu
  4. 1927-1929 Hisse Senedi Fiyatları Balonu
  5. 1985-89 Japonya Emlak ve Hisse Senedi Balonu
  6. 1985-89 Finlandiya, Norveç ve İsveç’teki Emlak ve Hisse Senedi Balonu
  7. 1992-1997 Asya Ülkeleri Emlak ve Hisse Senedi Balonu
  8. 1990-1999 Meksika’daki Yabancı Yatırımların Aşırı Artışı
  9. 1995-2000 ABD’deki Tezgâh Üstü Piyasalar Hisse Senetleri Balonu
  10. 2011 Yunanistan Hükümeti Devlet Borçları Krizi

1.   1636 Hollanda Lale Soğanı Balonu

lale

Lale çılgınlığı, diğer adlarıyla Lale balonu ve Lale spekülasyonu, Hollanda Altın Çağı’nda lale(Tulipa) soğanlarının fiyatlarının aniden aşırı derecede yükselip daha sonra çöküşe geçtiği döneme verilen isimdir. Balonların en eski ve en tuhaflarından biri olan bu örnek 1636 ile 1637 yıllarında yaşanmıştır. Lale soğanı ilk kez Kanuni Sultan Süleyman zamanında Hollanda büyükelçisi tarafından İstanbul’dan alınıp Hollanda’ya getirilmiş ve tanıtılmıştır. Zaman içerisinde lale, bir lüks ve statü sembolü haline gelmiştir. Şubat 1637’de, Lale Çılgınlığı’nın doruk noktasında, laleye dayalı sözleşmeler yetenekli bir zanaatkârın yıllık gelirinin 10 katına satılmıştır. Kısa vadede zengin olma güdüsü ile ortaya çıkan Lale Çılgınlığı ve benzer spekülatif balonlar tarihte varlıkların el değiştirdiği birçok piyasada çeşitli mallara hücum şeklinde görülmüştür. Bu bağlamda ortaya çıkan ve ilk kitlesel çılgınlık olarak tanımlanan Lale Çılgınlığı, Hollanda ekonomisini uzun vadeli bir krize sürüklemiştir. Bu olay genelde tarihteki ilk spekülatif balon (veya ekonomik balon) olarak bilinir. Lale çılgınlığı terimi günümüzde varlık fiyatlarının gerçek fiyatlarından sapmasını ifade eden bir benzetme olarak kullanılmaktadır.

Ekonomi tarihinin ilk spekülasyonu olarak kabul edilen ve İngiliz gazeteci Charles Mackay’ın “Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı” kitabı ile popüler olan Lale Çılgınlığı, başta Hollanda olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altına almıştır. Bu kitapta lale çılgınlığının ulaştığı nokta çeşitli anekdotlarla da desteklenmektedir. Bu anekdotlardan bir tanesi aynı zamanda meraklı bir botanist olan İngiliz bir kâşif ile ilgilidir. Hollanda gezisi sırasında varlıklı bir Hollandalı’nın bahçesinde gördüğü lale soğanını küçük cep bıçağı ile soyup inceleyen kâşif, soğanı daha küçük parçalara ayırarak incelemeye koyulur. Bu sırada durumu fark eden ev sahibi hışımla İngiliz kâşifin yanına giderek ne yaptığını sorar. “Dünyanın en ilginç soğanını inceliyorum.” cevabına “O bir Admiral Van der Eyck.” diye karşılık verir. Nazikçe teşekkür eden kâşif, gördüğü bu ilginç soğanın adını kaydetmek için not defterini çıkarır ve ev sahibine ülkelerinde bu soğanların yaygın olup olmadığını sorar. İngiliz kâşif bu tür soğanların ülkede oldukça yaygın olduğunu, isterse kendisine hepsini gösterebileceğini söyleyen ev sahibinin teklifini kabul eder. Sokakları ve insan güruhlarını geçtikten sonra kâşif ev sahibinin kendisini yargıcın huzuruna getirdiğini fark eder ve merakına yenik düşerek parçalara ayırdığı soğanın dört bin florin değerinde olduğunu öğrenir. Üzerinde araştırma yaptığı lale soğanının değeri olan dört bin florin karşılığında senet imzalayana kadar hapiste tutulur. Bu, lale çılgınlığının geldiği noktayı en iyi açıklayan anekdotlardan bir tanesidir.

1630’lu yıllarda Hollanda’da savaşların geride kalmasının da yarattığı olumlu hava ile hisse senetlerinin değeri artmış, konut fiyatları yükselmiş, insanlar bu tür değerleri ve malları spekülatif amaçlarla alıp satmaya başlamışlardı. Aynı dönemde talep artışı ile spekülatif amaçlı alım satımlar lale soğanı için de yapılmaya başlandı. Bu talep artışı lale soğanı fiyatlarının artmasına ve giderek özel lale piyasaları oluşmasına yol açtı. Hollanda’da o tarihte ortalama yıllık ücret 200 ile 400 gulden arasında değişiyordu. Lale soğanlarının fiyatı ise 200 – 250 gulden aralığına kadar fırlamış, yani bir çalışanın yıllık ücretine eşit hale gelmişti. 1636 yılında lâle soğanları Hollanda’nın çeşitli bölgelerinde satışa sunulmuştu ve bu sayede toplumun tüm üyeleri adeta lâle ticaretine teşvik edilmişti. Birçok kişi aniden zengin oldu. Herkes lâle tutkusunun sonsuza kadar süreceğini, dünyanın her tarafından zenginlerin Hollanda’ya gelerek ne fiyat istenirse istensin ödeneceğini hayal etti. Sahip oldukları lâle soğanlarına daha yüksek kar marjıyla alıcı bulmayı umut eden halk, fiyatları gitgide yukarı çekiyordu. Fiyatlar yükseldikçe yükselmiş, geleceğe dönük sözleşmeler yapılmıştı. Bu tür sözleşmelerle lale soğanı alanların bunları daha pahalıya satarak para kazanacakları inancında olmaları da fiyatları yukarı çeken başka bir etmendi. 3 Şubat 1637 tarihinde bütün piyasa alaşağı oldu ve lale sözleşmelerinin alıcısı kalmadığı anlaşılınca sözleşme sahipleri lale yetiştiricilerine sözleşme borçlarını ödeyemediler.

Lale piyasası böylece çöktü ve fiyatlar hızla düştü. Balon patlamış, lale yetiştiricileri de spekülatör sözleşme sahipleri de büyük zararlarla karşılaşmışlardı. Ne yazık ki, tüm tarafları tatmin etmek oldukça zordu, bu yüzden halkın büyük bir kısmı ciddi zararlara uğradı. Lale yetiştiricileri, laleleri almayan sözleşme sahiplerini dava ettiler. Davalar aylarca sürdü, ama paraların ödenmesi hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmedi. Panikleyen spekülatörler hükümetten yardım isteyerek, lâle sözleşmelerinin yüzde on fiyatla iptal edilebilmesini sağladı. Her şeye rağmen, lâle çılgınlığı son bulduğunda, Hollanda derin bir ekonomik bunalımın içine girmişti.

2.  1720 Mississippi Balonu

1700’lü yılların başında Fransa Hazinesi’nin başı dertteydi. Devlet, harcamalarını karşılayabilmek adına piyasaya sürekli düşük ayarlı para sürüyordu. İçindeki altın miktarı giderek azalan paralar halk tarafından kabul edilmez olmuştu. Tam bu sırada, İngiltere’de kanun kaçağı olan İskoç asıllı John Law, Fransa’ya geldi. Law bir ekonomistti ve kısa süre önce (1705) “Money and Trade Consider’d with a Proposal for Supplying the Nation with Money”(Para ve Ticaretin Tarihçesi ve Ülkede Para Arzı için bir Öneri) başlıklı makaleyi kaleme almıştı. Fransız Maliye Bakanı’nı, bu makalede bahsettiği teorilerini uygulamak için ikna etti.

Law’un 2 Mayıs 1716’da kurduğu La Banque Générale isimli özel banka, Fransa’da ilk defa kâğıt para çıkardı. Sermayesinin dörtte üçü devlet parasından oluşmaktaydı ve devlete bunun karşılığında senet verilmişti Paralar %100 altına endeksliydi. Elindeki banknotu La Banque Générale’e getiren herkes eksiksiz olarak altın teslim alabiliyordu. Daha önce tedavülde olan düşük ayarlı paralardan bıkmış olan halk, Law’un kâğıt parasına büyük ilgi gösterdi. Kısa sürede para, endeksli olduğu altına kıyasla prim yaptı. Yani insanlar, saf altına kıyasla La Banque Générale banknotlarına daha fazla para ödemeye hazırdılar.

4 Aralık 1718’de banka devletleştirildi ve La Banque Royale adını aldı. Banknotların tedavülü mecburi hale getirildi ve paralar kral tarafından garanti altına alındı. Zorunlu tedavülün sağladığı serbestlikten yararlanan Law, piyasaya devamlı para sürdü. Ama yeni arz nedeniyle paranın değeri düşmüyordu, çünkü Law çok dâhiyane bir düzen geliştirmişti. Bu düzen ise şöyle işliyordu; Law, aynı senelerde deniz ticaretiyle uğraşan birkaç şirketi de alarak Compagnie Perpetuelle des Indes (Mississippi) Şirketi’nin başına geçti. Şirket, Fransa’nın Amerika’daki sömürgeleriyle yapılacak tüm ticareti tekeline alıyordu. Bu sayede tüm denizlerde bir ticari monopol haline geldi. Halk, şirketin müthiş derecede kârlı olacağına inandı ve şirket hisseleri kapışılmaya başlandı. Şirket hisseleri, yalnızca La Banque Royale’in banknotlarıyla alınabiliyordu. Böylece arz edilen banknotlar için gerekli talep yaratılmış oldu. Aşırı arz (yani enflasyon) fiyat artışına ve paraya güvensizlik duyulmasına yol açmadı. Mississippi Şirketi’nin hisseleri büyük bir hızla yükseliyordu. Law, Louisiana’nın zenginliğini etkili bir pazarlama planıyla abartılı ölçüde artırdı ve mükemmel bir spekülatif balon yarattı. Şirket hisselerine talep o kadar fazlaydı ki, hisse artırımlarında yatırımcıları sıraya sokmak gerekiyordu. Bir hisse artırımı sırasında, yatırımcılardan birine haksızlık yapıldı ve söz konusu kişi elindeki hisseleri satıp La Banque Royale’den altın çekmeye karar verdi. Ne de olsa söz konusu banknotlar %100 altına endeksliydi (daha doğrusu öyle olmaları gerekiyordu). Ancak tabii ki kasadaki altın artık tedavüldeki banknotları karşılayamıyordu.

Bankadan altın çekildiğini duyan Law küplere bindi ve altın çekimlerini yasakladı. Ancak bu, daha da büyük sorunlara yol açtı. Yatırımcının güveni bir kez sarsılmıştı. Mississippi Şirketi’nin hisseleri, yükseldikleri hızla düşmeye başladılar. Sonunda şirket hisseleri tamamen değersiz oldu. 1720’nin sonunda Law, XV. Louis’nin vekili olan Orléans Dükü II. Philippe tarafından görevlerinden alındı. Ardından Law önce Fransa’ya, daha sonra da Belçika’ya gitti. “Mississippi Balonu” da bu şekilde sona ermiş oldu.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here